Çok partili döneme geçildiğinden bu yana Türkiyenin kalkınmasını engelleyen en mühim gelişmeler şü
Türkiye ne zaman kendini biraz olsun toparlasa, ezilen insanların yüzleri ne zaman bir nebze olsun gülse bir yerlerden düğmeye basılmakta ve darbeler meydana gelmektedir. Darbelerin ekonomiye en önemli tesiri siyasi istikrarın bozulması, güven ortamının ortadan kalkması ve geleceğinin ne olacağı konusunda insanların umutsuzluğa duçar olmasıdır. 27 Mayıs ve 12 Mart darbeleri arasında yaklaşık 11 yıllık bir süre vardır. Bu onbir yıllık sürede Türkiye daha toparlanmadan yeni bir askeri müdahale oldu. Onun da tesirleri ortadan kalkmadan 12 Eylül cuntası geldi.
Rejimin tabii seyrini değiştirmek ve yerine farklı bir yönetim biçimi kurmak anayasal bir suç olmasına rağmen bizde yapılan dört darbenin failleri hiçbir zaman cezalandırılmamış, aksine ihtilallerden sonra ağam paşam bir hayat sürmüşlerdir. Bunun en somut misali 12 Eylül darbesini yapan Kenan Evrenin emekli olduktan sonra yaşadığı hayattır. Evren anayasal sistemi silah zoruyla yıkmasına rağmen bırakın cezalandırılmayı birde üstüne taltif edilmiştir.
Her müdahalenin ardında baskılar dayatmalar ve antidemokratik uygulamalar yapıldı. Sonunda iş geldi 28 Şubata dayandı. 28 Şubat müdahalesi 54. hükümetin en başarılı olduğu bir dönemde yapıldı. Ülkenin uzun senelerin ardında iki yakasının bir araya geldiği, dar gelirli insanların yüzlerinin gülmeye başladığı, ekonomik ve siyasi açıdan devrim niteliğinde eylemlerin gerçekleştiği ve bu arada kendini senelerdir bu vatanın sahibi zanneden ve iliğimizi kemiren beyaz azınlığın düzenlerinin sarsılma gösterdiği bir noktada devletin zinde güçleri bir yerlerden verilen emirleri uyguladılar ve yine halkın tepesine indiler.
Resmi ideoloji taraftarları, militer odakları güç bizde ise haklıyız mantığıyla hareket ediyorlar. Darbelerin mantığında bu vardır. Darbe başarılmışsa yargılanmıyor. Türkiyede sivil düşünceli halk kitleleri yok. Varsa da çok azlar. Türkiyenin siyasi partileri de asker zihniyetlidir. Partiler devamlı lider sultası altındadırlar. Demokratik sistemin temel elemanı olan partiler darda kaldıklarında iktidar ellerinden alındıklarında devamlı darbe çığırtkanlığı yaptılar. Birtakım örgütler paçaları tutuşunca hemen silahlı kuvvetlere göndermelerde bulundular. Bütün dünyada, en azından demokratik rejimlerde hak ve özgürlüklerin bir numaralı savunucusu olan sol oluşunlar memleketimizde resmi ideolojinin çığırtkanlığını yaptılar. Türkiyede sol hak ve özgürlüklerin değil Kemalizmin taşeronu oldu. 70 li senelerde Türk askerine vur Rus askerine selam dur sloganı atanlar hak ve özgürlük taleplerine karşı Kemalizmin yardakçılığına soyundular.
Bu müdahaleler olmasaydı elbette Türkiyenin konumu bugünkünden çok farklı olurdu. Tabiî ki Türkiyenin gelişmiş dünya devletlerinin gerisinde kalmasında bu müdahalelerin yanı sıra Demirel gibi politikacıların ve başbakanların gösterdikleri yanlış yönetimlerin de etkisi oldu. Sivil yönetimlerin basiretsiz, beceriksiz yönetimlerinin üzerine askeri müdahaleler eklenince ülke iyicene geri kaldı.
Yeni bir 28 Şubat yaklaşırken geçmişten hiç ders almayan zihinlerin yeniden meydanlarda darbe çığırtkanlıkları yapması bazılarımızın geçmişten ders olamadıklarının açık bir göstergesidir.
Bilal Atış
b.atis73@gmail.com







Merhabalar.
Bütün fotoğraflarınızı inceledim.Gerçekten hepsi mükemmel fotoğraflar.Tebrik ederim.
--
████
--
Nasrollah Graphics 2008
Lakin bu günkü gelişmelerden (güzel şeylerden) hiç bahsetmemişsiniz..
"Ergenekon" isimli yeni yazınızı bekilyoruz.
sevgiler.
--
[link]
Previous Page12345...Next Page